www.seydisehirbiz.webs.com

Seydisehir ve guzellerin guzeli Torslarin eteginde bir kuglu Baharin cosar tatli suyu Yamaclarindan

Seydisehirde       SİİİRRRRRRRRR................

 

unut


Unut
beni sen unut
unutmak ölmektir
ve öldürmektir
sen beni unutunca zaten
öldürdün.
allahtan korkkmaz unut
güller bile açar umut.
unut sen beni unut.
ama kalbinin bir ucunda
biraz umut tut
ama yinede unut
musallada açar
nüiferler boy boy
sen beni mezara ölmeden
koy
unut ama çabuk unut
kalmadı çünkü bende umut
len sen unut beni hep unut.

ölüm ---mülö

Bu dunya han derler ya.
handa iki kapı var
Doğmak hak Ölmek ya.
O da ondan gerçek.
Doğmak elinde değil.
Ölmek isteğinde.
Galu belada takdir.
Yazılmış varlığına
HAKTAN.
Kimi gelir Karadan
Kimi aktan.kimi de
Sarı Irktan.
Ama ölüm gerçeği
Manada herkezin içeceği
Bir ağudur elbette.
Yalvarır insan her mabette
Tanrım, Rabbin hayırlı ölümle
Alcanımı incitme cananımı.
Donmuş şu kanımı.
Sarmış çepe çevre her yanımı
Şah damarı ve insanın
Can kemerei sıkışmış
Herşeyde hayırı aramak
Ölümün gerçeğini taramak
Ateşte yanmak,
Cennette olmak. aklım alıyor
Hepsi var ve içeceğim.
Ecel geldimi amelimi açacağı
Varmı yarına garanti
Uyuyup uyuzlanmak sebatı
elimizde olan ölüm ittihatı
Kefene dikiş tutmaz
Kadere kalem yazmaz.
Vakti geldimi kemse
Hakiki hakka kızamaz.
Kıldın ise namaz
Tuttunsa oruç ve niyaz
Verdinse zekat
İşte Amel defteri hayırğah
terazi hafif makam hoş
Kalbleri yaptınsa
Ölümsana elbette
Dokanmaz ve dokanamaz.!
Ölmek istemeyen çok
ölümü seven yok
Bir kişi sever
Rabbine kul olan ve
Onu canından çok seven
Sevğiliye kavuşmak
.

Bahaddin PASLİ      ve siirleri ve Sitesi

bbb

  
www.bahaddinpasli.webs.com                                                                                    
 
 

SEYDİŞEHİR HASRETİ  

Pazardır ertesi gün; nöbetçidir Kız Selman,

Gelir gece bekçisi, uyandırır: "-Kalkın lan !"

Ne kolay uyanırsın, ne de gözün açılır

Arkadan bir zil sesi, beynini tırmalar:

 "-Zırr!" Aksırıp tıs kırarak, esneyerek kalkarsın,

 Giyinirsin güç belâ ve yüzünü yıkarsın...

Kahvaltı zili çalar, yine o yaygarayla Kahvaltını yaparsın,

 üç beş zeytinle, çayla...

Annenin KÖZLEMESİ hayallenir gözünde!

Seydişehir hasreti, çöreklenir özünde!

Tereyağlı HEYRE'nin mis gibi kokusunu,

Tavanın dibindeki kızarmış tortusunu,

Burnunda, damağında, ümüğünde duyarsın

Tüm iştahın kapanır, tek zeytinle doyarsın ...

 Kanlı Kavak'ta yanan, ateşi hatırlarsın,

Ütülmüş nohutların kokusunu duyarsın ...

Hayıflanır kalkarsın, masadan keyfin kaçar

Sekiz ay tüm bunlara, hasretsin artık naçar.

 Bir köşeye çekilip, tellersin bir sigara

Bırakırsın dumanı, hasretle ufuklara ...

 Zindan eder insana, hasret koca Konya'yı

Gözünün önündedir, şimdi TARAŞÇI ÇAYI ..

. Nefis YAĞ Balık’ları yakalardık ağ ile

Tadından yiyemezdik, kızarınca yağ ile ...

Arada bir AKBALIK, GÖĞECE'de çıkardı,

Kimi ağla avlanır, kimi olta atardı ...

Mehtaplı gecelerde, köprüde toplanırdık

Su sesi eşliğinde, neler mırıldanırdık ...

Kaytarmak ister canın, gezmek için şöyle bir

Ama hem acemisin, hem de kolay değildir.

 Bir kağıt kalem alır, girersin dersaneye

Hiç olmazsa sılaya, mektup yazayım diye.

Başlarsın mektubuna : "-Sevgili babacığım;

Ayın ondördü gibi, nur yüzlü anacığım !

 Evvelâ selâm eder, öperim elinizden

Vuslat dualarınız, düşmesin dilinizden !

inanın hasretiniz, tak eyledi canıma

Ordayken horlamıştım, ben sizleri dâima ...

 Gurbet ele düşmeden, ekmeğiniz kuruydu,

Katığınız yavandı, ayranınız duruydu.

Çapıt dolu yastığım, diken olurdu orda

Ama; pamuk döşekler, taştan daha sert burda.

Keşke hiç bitmeseydi, Mahmut Esat Okulu,

Açılmazdı bize de, zalim gurbetin yolu.

Neyse; oldu olanlar, sıhhatteyim, rahatım,

 Ancak daha şimdiden, SEYDİŞEHRi aradım,

inanın kaçacağım, ama henüz çok erken,

Siz sakın üzülmeyin, idare ederim ben.

Şükür ki; dostlar burda, yalnız bari değiliz,

Bir de onlar olmasa, ne olurdu halimiz ?

 İbrahim Sağlam burda, yatılı da kalıyor

Dünkü saz şöleninde, baktım o da ağlıyor...

Halil Elmas geliyor, aslı çıkarsa şayet Vural Yıldırımoğlu,

ev tutacakmış, hayret! Sanat okulundaymış,

 Baygın Veli ve Hacı Gündüzlüye yazılmış,

şu Kuduz Sıtkı Avcı. Sayıl Barlas ve Mevlüt,

Konya'daymış doğruysa Sayılı Akşehir'e gidecek duydum oysa !...

Orhan Doğu, Görünmez, henüz görünmediler

Yaşar Gül de yakında gelecekmiş, dediler,

Vîcirlerin Ali'si, sanata girecekmiş,

Haber göndermiş bana : "-Paslı da gelsin !" demiş.

Ama benim ne orda, ne de burda gözüm yok,

inanın SEYDİŞEHİR, burnumda tütüyor çok !...

Deldiği boğazı hiç, aç mı kor Yüce Mevlâ Rızkımız memurlukta,

okumakta değil ya ! Pek soğuk olmasa da,

biraz serince hava, Dün akşam bir dişimi, feda ettim pilâva !

 Saygı ile, sevgiyle, öperim elinizden Hayır dolu dualar,

düşmesin dilinizden ! Vallahi hasretiniz çok zormuş,

işte yemin Size lâyık olmayan evlâdınız Bahaddin !"

Gözlerin dolu dolu, döktürürsün imzayı

Kaç bucakmış anlarsın, Hanya'yı ve Konya'yı ...

Sifirci Fehime 

Sirke ile karar halis kepeði
Afiyetle ham ederim, el açmam!
Boðazýma düðümlenen topaðý,
Can evine: -Bam! ederim, yalvarmam!

Kalsam da hû, geçsem de hû, amennâ
Bir not için asla etmem, temennâ.
Dokuzluktum, sýfýr verdin sen amma,
Tatilimi sem ederim, yalvarmam!

Kâdir olsan, ayaklarým küt etsen,
Gövdemi taþ, aklým-fikrim kýt etsen,
Gözümü kör, dilimi lâl, tat etsen,
“-Ham hum!” eder, “-Kem küm!”derim, yalvarmam!

On Allah’ýn imiþ, dokuz Resûlün
Sekiz de seninmiþ, buymuþ usûlün,
Ben de asi bir ferdiysem bu neslin,
Derdi derde cem ederim, yalvarmam!

Sultan olsan, etmem asla ser-fürû
Hak edenden esirgemem küfürü.
Haksýz yere verdiðin o sýfýrý,
Kel yerime em ederim, yalvarmam!

Dara çeksen, yaðlý iple boðdursan,
Yaðmur edip gökten sýfýr yaðdýrsan,
Okul ne ki Türkiye’den kovdursan
Kör kuyuya: Cumm! ederim, yalvarmam!

Annem: “-Oðlum; kâtip ol, gel!” dese de,
Tüm hocalar tüm hakkýmý yese de,
Meteliðim kalmasa da kesede,
Sabrý nefse gem ederim, yalvarmam!

Kara oðlan; cebir için girerdi
Sýfýrý: “-Yok!” diye tarif ederdi.
“- Soluna bir koyun, on eder!” derdi
Bir koyarým, on ederim, yalvarmam!

Hislerine yenik düþen eðitmen
Olsa olsa bir þey olur: Öðürtmen!
Zor PASLI’yý kýrýklarla öðütmen
Ekler-pükler tüm ederim, yalvarmam!

Vallahi Ne’ttiysen Ey’ettin Anam
 
Bir atım su iken, indim rahmine
Can suyu verdin de hay ettin anam
Yeşerdin dal budak saldın tenine,
Kız erkek demedin, tay ettin anam...
 
Dokuz ay karnında konuk eyledin,
Bir nice esrara tanık eyledin
Diğer gam, ciğersek, kanık eyledin
Huyunu bana da huy ettin anam...
 
Bir pire yerleşse koltuk altına,
Doyurur kaşındı tatlı canına...
Oysa ben tekmeler atardım sana
Ben teptim, sen düğün toy ettin anam...
 
Bir tohum toprağa düşüp köklense,
Büyüse, gelişse, kökler eklense,
Sonra da oradan sökmek istese,
O toprak, sen cansın ney ettin anam?
 
Bir karpuz tohumu gitse mideye
Dal budak salsa ve dursa meyveye
Kıyası me mümkün bunu anneye
Bir çiğnem eti sen bey ettin anam...
 
Vakt oldu erişti Hak’kın çağrısı
Depreşti o malum doğum ağrısı,
Canında taksimi varmış doğrusu
Canını benimle pay ettin anam...
 
Al yeşil bezlerden belek bağladın,
Süt veren iki hoş pınar sağladın
Beşiğe güymedin, kucak yeğledin
Bağrını süt liman koy ettin anam...
 
Okurdun kalbimi bir kitap gibi,
Doğardın bağrıma afitap gibi,
Aşkını, sevgini bir mehtap gibi
Gönlümün arşına ay ettin anam...
 
Aşkından bir katre düşse esfele,
Kor ateş dönerdi kımızı güle
Ahırda, tarlada, cephede bile
Kanından canınla say ettin anam...
 
Vefakar, cefakar, piri paksın sen
Mahzarı rahimsin sırrı haksın sen
Liva ül Hamd gibi bir bayraksın sen
Ademden bir şanlı soy ettin anam...
 
Paslı der, kainat seninle kaim
Zihayat seninle diri ve daim
Kademin altında cenneti naim
İnsanlık için çok şey ettin anam
Vallahi ne’ttiysen ey’ettin anam...
 

ELLİ ELLİ YÜZ

BİZ

 

SEYDİŞEHİRLİYİZ

MISIR KOÇANINDAN TÜFEĞİMİZ

BAMYADAN FİŞEĞİMİZ

ŞAYET SIKIYSA KAÇMA..!

 CENNET GİBİ DOĞASIYLA

YAYLASIYLA, OVASIYLA

BOL VERİMLİ SOĞLASIYLA

İŞTE SİZE SEYDİŞEHİR

 MORTAŞ

Dağları mortaşla doldurmuş Rabbim,

Mübarek taş değil cevhermiş meğer.

Mortaşı bizlere buldurmuş Rabbim

Bir taşta cevhere dönermiş meğer..

 Oysa çok yoksulduk, hem daha dündü,

Kem talih nasılda tersine döndü

Yoksulluk ateşi, mum gibi söndü.

Yangınlar taşla da sönermiş meğer..

 Yıllarca onunla kaynaşmıştık biz,

Üstündü koşuşmuş, oynaşmıştık biz

Koyuna keçiye fırlatmıştık biz,

Taşı cevher yapmak hünermiş meğer..

 Karanlığı mortaş ile deldik bak,

Altı bindik, elli bini bulduk bak,

İlahi Rahmete, nail olduk bak,

Taş bile kasveti, yenermiş meğer.

 

Makus talih, mortaş ile çarketti,

Dünle bugün, güneş gibi fark etti,

Dağın taşı, dolar etti mark etti

Sabreden murada erermiş meğer..

 Bahaddin Pasli

 

PERİŞAN

Gezdim karış karış,gönül yurdunda

Tüm izler karışmış, yollar perişan!..

Seyrettim hüzünle, şöyle durdum da

Bülbüller figanda, güller perişan!..

 

Ne soluk alacak yer bulabildim,

Ne selam verecek er bulabildim,

Ne bir tek kıvılcım kor bulabildim,

Sönmüş aşk ateşi,küller perişan !..

 

Ihanet kol gezer her yanda hayret

Sabır yok, sebat yok,tükenmiş gayret

Tefekküt tam takır,sevgiler hoyrat,

Dudaklar çatlamış, diller perişan!..

 

Entrika,kin,haset kibir baş tacı,

Fikir hasta, kaf dağında ilacı,

Vicdanı, himmeti arar postacı,

Zarflar buruş buruş,pullar perişan!..

 

Secaat kalmamış, tevazu bitmiş,

Şefkat katledilmiş, merhamet gitmiş,

Sevdaya kocası ihanet etmiş

Gelinler yas tutar, dullar perişan!..

 

Zerafeti çevirmişler maymuna,

Letafeti boyamışlar al kana,

Adaleti kaçırmışlar ormana,

Ağaçlar telaşta, dallar perişan!..

 

Sehanın yerini cimrilik almış,

Namusu namussuz, sürgüye salmış,

Hayayı şoymuşlar, ar evde kalmış,

Saçlar darmadağın, teller perişan!..

         Bahaddin PASLI

 

ÖN DEYİŞ

Pırıl pırıl bir genç geldi yanıma,

Heyacan doluydu kıpır, kıpırdı..

Gençliğim çağrıştı, bir anda bana,

Genç iken fakirde fıkır fıkırdı..

 

-Merhaba bahaddin amca, dedi biz

Düşündük ki; pek sahipsiz ilçemiz

Aylık bir dergimiz olsun isteriz,

Batkımda yüreği hopur hopurdu..

 

Duygulu bir hayret gelmişti bana

Hertürlü yardıma, söz verdim ona

Ve hemen başladım hazırlığa

Gönlümde heyecan fokur fokurdu..

 

Memleket ve millet aşkıyla yanan

Beş gençle çehremiz, değişir inan

Kaç gencimiz vardı böyle çırpınan

Batkıda Üç!..Demek bir hayli zordu.

 

Hepimizin vebali var, ilçemde.

Asırların vebali var, ilçemde

İl olmanın hayali var ilçemde

Tek beş genç olsaydı çoktan olurdu..

 

Seyaltaş’ı nasıl kurduk düşünün

Helvayı biz bulamıştık, daha dün

Eller yiyor, kaşık kaşık bak bugün

Çünkü bizi, politika ayırdı..

 

Dünyaya ün saldı şilenin bezi

Biz ise katlettik leblebimizi

Her yanda fışkırır ihanet izi.

Gelen yıktı, giden yıktı yumurdu..

 

Her neyse ..Eskiyi taradım bir bir,

Çıkmıştı karşıma yüzlerce şiir.

Mutsu Ahmed’a Ekmekçi Şakir,

Hepside karşıma, geçip oturdu..

 

Unutulup gidiyordu bunlar hep,

Yok oldu yüzlerce binlerce lakap,

İşte bu şekilde doğdu bu kitap.

Neşredersem birileri okurdu..

 

Dost ve düşman ayırmadım kimseyi.

Zengin fakir ayırmadım kimseyi

Anılsınlar diye yaptım, her şeyi

Yazmasam çokları unutulurdu.

                   Bahaddin PASLI    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

ketenly-kasabas-ydy.JPG             BİR MUHTAR ARANIYOR KÖYE

Ketenli belediyesinden ilan

Bir muhtar aranıyor köye

Köydür kasabadan geri kalan

Bir muhtar aranıyor köye

 Ben kasabaya sahip olamadım

Yetmişbir nüfusu bulamadım

Bulurdum ama hiç aramadım

Bir muhtar aranıyor köye

 Belediyenin sadece adı kaldı

Ne tuzu kaldı ne tadı kaldı

Herkesin tek muradı kaldı

Bir muhtar aranıyor köye

 Köyümüze hizmet alabilen

Nüfusuna sahip olabilen

Koltuğunda kalabilen

Bir muhtar aranıyor köye

 Doğru yoldan sapmayacak

Hiç haksızlık yapmayacak

Kendi köyünü satmayacak

Bir muhtar aranıyor köye

 Yemin edecek ant içecek

Tüm zorlukları geçecek

Aza’larını iyi seçecek

Bir muhtar aranıyor köye

 Muhtar diyecekler gidişiyle

Hizmet edecek tırnağıyla, dişiyle

Uğraşmayacak sülalenin işiyle

Bir muhtar aranıyor köye

 Ne lazımsa arayıp bulacak

Köy menfaatine ise alacak

Benim gibi olmayacak

Bir muhtar aranıyor köye

 Seçimde gece gündüz seğirttim

Oy için kilometrelerce gittim

Ben seçmenime ihanet ettim

Bir muhtar aranıyor köye

 Kimseye bir şey demedim

Bu işi ben beceremedim

Kocaman kasabayı yedim

Bir muhtar aranıyor köye

 Kafaya kasketini takacak

Sınırlarına sahip çıkacak

Öz çocuğu gibi bakacak

Bir muhtar aranıyor köye

 Öğretmenini unutmayacak

Orta yerde bırakmayacak

Oy hesabı yapmayacak

Bir muhtar aranıyor köye

 Misafirine ayranını içirecek

Şoförüne sözünü geçirecek

İmarda varsa göçürecek

Bir muhtar aranıyor köye

 Kasabayı kaçırdım elden

Sittin sene düşmez dilden

Vatan bilip candan seven

Bir muhtar aranıyor köye

 Varan vardı hedefine

İlanı sanmayın define

Ak partinin şerefine

Bir muhtar aranıyor köye

 Oldu bu iş madem tam olsun

Yaşadığı yer varsın dam olsun

Ammaa adam gibi adam olsun

Bir muhtar aranıyor köye

 Kacaroğlu der atmayacak

Benim gibi yatmayacak

Köyü bari satmayacak

Bir muhtar aranıyor köye

 Her hakkı saklıdır. 

  Mahalli Ozan Mevlüt Kacaroğlu  2008-05-21 03:25Köyden Kasabaya Kasabadan Köye
8 Mart 2008 Cumartesi Kategori Şiir
2
KÖYDEN KASABAYA KASABADAN KÖYE
Ata binip yol alana sözüm
İnipte eşeğe binilir mi? Be hemşerim
Kasaba diye sevinirdi özüm
Kasabadan köye dönülür mü? Be hemşerim.

Ağa zannettin kendini ağa
Yerinde kim olsa çıkar gider dağa
Yalvarmaya gerek olmazdı yaylacığa
Bir ayda mahalle bulunur mu? Be hemşerim.

Çalışıyorum deyip yan üstü yatacaksın
Her kandil de tarafına mesaj atacaksın
Kendi çıkarına kasaba adını köye satacaksın
Birde devlet zarar ediyor denilir mi? Be hemşerim.

Çocuk okutuyorum maaşıma zam diyeceksin
Aldığın zama hemen ham diyeceksin
Helal haram demeyip tam yiyeceksin
Böyle başkanlık edilir mi? Be hemşerim.

Hepimiz dedik bu parti ne kadar ak
Kasabamız köy oldu köye döndü bak
Şimdi kime gitsek kime yalvarsak
İkibin den aşağı gedilir mi? Be hemşerim.

Ben olsam duramam sararım göçü
Ya kafamı yararım ya yolarım saçı
Köy olursak eğer bu kimin suçu
Böyle tembellik edilir mi? Be hemşerim

Azıksız insanlara azık var olsun
Böyle başkanlığa yazıklar olsun
Köye dönersek dünya başına dar olsun
Diyeceğim ama denilir mi? be hemşerim.

İşçiye yanında sigara içirtmeyeceksin
Başında duracaksın s…rtmayacaksın
Beş vakit namazı da geçirtmeyeceksin
Böyle başkanlık edilir mi? Be hemşerim.

Başkansın, tabi herkes gibi üşüyeceksin
Yandaşının katır yoluna parke döşeyeceksin
Utanmadan birde yediğin çanağa …yeceksin
Böyle başkanlık edilir mi ? Be hemşerim.

Bu millet köylü iken çok sürdü döveni
Saman yerine yakıp getirdiler keveni
Nasıl haksız çıkaracaksın arkandan ..veni
Böyle ihmallik yapılır mı? Be Hemşerim.

Şahsına asla bir husumetim yok
Ama yaptığın gaflar o kadar çok
Gerçekten .ok ettin sen bu işi .ok
İlgisiz, ilgisiz yatılır mı? Be hemşerim.

Gün gelir sana ah’ı tutar o yurdun
İş yaparım diye yalanları savurdun
Doyurdu isen taraftarını doyurdun
Böyle Başkanlık edilir mi? Be hemşerim.

Duydum birileriyle minibüs alacakmışsın
Navlum beş ye te le den hatta salacakmışsın
Birde göç etmeyip köyde kalacakmışsın
Bu yenilse bile yutulur mu? Be hemşerim.

Yorumumdan alınma değmesin ete
Kandil mesajın ulaşmış taaa şirkete
Ama kendin gitmedin köy ucundan öte
Kasabaya bu yapılır mı? Be hemşerim.

Kırk yıllık belediyeler aya çıkmış kardeşim
Bizim başkan yola yaya çıkmış kardeşim
Mahalle ol diye nuzumlaya çıkmış kardeşim
İnsan vehimlere kapılır mı? Be hemşerim.

Madem çoğunluk var kalabalık peşinde
Sen ise koştun üç beş kilo balık peşinde
Dimdik duramadın görevinin başında
Yönetim görevi unutulur mu? Be hemşerim.

Dinle sana tavsiyem şudur sözümün başı
Seçildiğinden bu yana yediğin ekmeği aşı
Birde Şubat 2008 den sonra aldığın maaşı
Acep haram mı diye sorulur mu? Be hemşerim.

Hesaplıyorum sığmadı hiçbir hesaba
Üç ketenli var biri yayla biri köy biri kasaba
Şimdi iki köy oldu Ankara da masada
Kıyamete kadar köy kalınır mı? Be hemşerim.

Başta sen suçlusun İbrahim köse
Arkasından seni kimler seçti ise
Senin hizmet anlayışın böyle ise
O köyde daha durulur mu? Be hemşerim.

Her seçmen gördüğün de pusacaksın
Hiç konuşmayacaksın hep susacaksın
Zamanla bunları dirhem, dirhem kusacaksın
Kolay, kolay kasaba kurulur mu? Be hemşerim.

Köy etmeye babandan vasiyet mi aldın
Yoksa seçmeninden vesayet mi aldın
Fisaretsiz insanlardan fisaret mi aldın
Bu konu göz ardı edilir mi? Be hemşerim.

Ketenli dağlar arasından yıkıldı dağ gibi
Köy oldu aktı gitti elimizden yağ gibi
Sebep olanlar olsun kurumuş bağ gibi
Böyle bir siyaset güdülür mü? be hemşerim.


Kasabamıza hoş geldin direğini, yık artık
Sana lazım olur al git ahırına sok artık
Bin yıl geçse de Ketenli kasabası yok artık
Nüfus burda İstanbul a gidilir mi? Be hemşerim.


Sakın olma bundan böyle bir faaliyetin içinde
Kendini bulursun bir kıyametin içinde
Sağ olduğun sürece bu azap etin içinde
Bu azapla bir adım gidilir mi? Be hemşerim.


Belediye varmı da? gidip birde oturuyorsun
Yoksa el altından kalanını mı götürüyorsun
İstifa et git arkadaş kendi kendini batırıyorsun
Olmayan yere başkanlık edilir mi? Be hemşerim.


Sen dolanırken işçilerin peşinden
İşçileri ettin kasabadaki işinden
Kimse memnun değil senin bu gidişinden
Memnun olunmayana yağcılık edilir mi? Be hemşerim.


Bu sözlerim ortayadır. ha sana ha bana
Kurban bitince aylık ödenmez çobana
Sar göçünü al başını çek git yabana
Dünyada senin gibi bir daha bulunur mu? Be hemşerim.


Bitti sanma bu şiir burada bitmeyecek
Bana dersen ki kasaba elden gitmeyecek
Kacaroğlu daha sana başka söz etmeyecek
Yoksa bunlar bir insana denilir mi? Be hemşerim.

Mevlüt KACAROĞLU tarafından Ketenli belediye başkanı’nın ihmali

 

 

 

 

 

 

 

yüzünden köye dönecek haberleri üzerine başkana itafen kaleme alınmıştır. Devam edecektir.
Yazık ettin ketenli’ye
20 Şubat 2008 Çarşamba Kategori Şiir 0

YAZIK ETTİN KETENLİYE

Sekiz yüz altmış üç kasaba içinde
Yazık ettin başkan KETENLİYE
Halân vramı dolanan peşinde
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Bundan nedir? Senin karın
Bilmezseniz bilene sorun
Bence istifa et bu gün yarın
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Belli ki bu iş ile hiç ilgilenmedin
Yalan söyleyip ankara dayım dedin
Verilen zamanı değerlendirmedin
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Bundan sonraki aldığın para
Yara olur yüreğine yara
Ne diyeceksin bu insanlara
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Başkan olmuşsun allı pullu
Okul bahçesi hala çakıllı
Sanma ki kendini akıllı
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Zamanında işini bitirdi sülale
Ama nüfus işine etmedin kale
Bak şimdi başımıza gelen hale
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Yerinde olsam gece sararım göçü
Yüzüne gülenlerin bile yanıyor içi
Millet biliyor artık bu kimin suçu
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Ben derimki bu böyle olmayacak
Ettiğin yanına kar kalmayacak
Senin başına yağmur yağmayacak
Yazık ettin başkan KETENLİYE

Kacaroğlu Mevlüt söyleyecek taş gibi
İçimiz yanıyor alev alev ataş gibi
Ne başkan gibi oldun nede baş gibi
Yazık ettin başkan KETENLİYE

MEVLÜT KACAROĞLU TARAFINDAN
19 ŞUBAT 2008 GECESİ
19.00 HABERLERİNDEN ETKİLENİLEREK
KALEME ALINMIŞTIR.
Duydunuz mu?
17 Şubat 2008 Pazar Kategori Şiir 0

DUYDUNUZ MU?

Kırk yıldır bildiğimiz ketenli
Köye dönmüş duydunuz mu?
Yönetimedir sözüm bes belli
Bunca zamandır uyudunuz mu?

Kahve ye git bir daha okey at
Sonra gidip kulak üstü yat
Ayağa gelir mi ab’ı hayat
Bir üstada sordunuz mu?

Söyleyeceğim bu değildir
İki otuz birde on bir
Toplam eder yetmiş bir
Yaylaları saydınız mı?

Kimin çıkarına hizmettir bu
Bence gerçek hezimettir bu
Resmen kötü niyettir bu
Kızaklanıp kaydınız mı?

Ak deyip durmayın artık ak
Kasabamız köye döndü bak
Yalan söylemeyi bırak
Uyuttuklarınızı aydınız mı?

Köye mahalle katmak demek
Bir bölüm yurdu satmak demek
İçimden geliyor ahmak demek
Hiç dediğimi duydunuz mu?

Aldığım paralar geçime de
Ama sinmedi benim içime de
Artan önümüzdeki seçime de
Muhtar adayını buldunuz mu?

Sözlerimi geri alıyorum varsa umut
Somut şeyler bekliyoruz senden somut
Bence Hasan Apil’ i yevmiyeci tut
Yoksa davulu kendi kendinize çaldınız mı?

İçim yanıyor yazık oldu kasabaya
Sizin işiniz kaldı bir çul ile bir abaya
Yeni ketenliye eski çalmanda’ya
Acep yeni isim buldunuz mu?

Ozan Mevlüt yine aldı eline sazı
Bu yüreğime inen ikinci sızı
Yatmayla mı geçirdiniz dört tane yaz’ı
Yoksa yetmiş biri buldunuz mu?

Mevlüt Kacaroğlu tarafından Ketenli
belediyesi yöneticilerine itafen kaleme alınmıştır.

Ketenli’yi Özledim
15 Şubat 2008 Cuma Kategori Şiir 1

KETENLİYİ ÖZLEDİM

Seyyid şehrinden otuz kilometre
Gideceğim Ketenliyi özledim
Taş çakmakları aşınca seyir
Edeceğim Ketenliyi özledim

Burnuma tütüyor sanki bir mis
Sıcak kanlı insanı her şeyi nefis
Onların soluduğu havayı teneffüs
Edeceğim Ketenliyi özledim

Var gurbette ol bir selam yolla
Hem hafız yetişmiş hem İbrahim Molla
Bir fatiha oku da geçmişe yolla
Diyeceğim Ketenliyi özledim

İnsanını gördüm eyledim seyran
Bu köyün her şeyine olmuşum hayran
Ketenliye her gelişimde bayram
Edeceğim Ketenliyi özledim

İlçeden payını alan göç etmiş şehire
Tarlayı tapanı ektim olmadı zahire
Ne Mısır tutar beni, nede Kahire
Varacağım Ketenliyi özledim

Mevlüt derki bir dinle şu beni
Çok seviyorum Ketenli seni
Senin sevdanla ben deli, deli
Öleceğim Ketenliyi özledim


KETENLİNİN OZANI
ÜNSÜZ TÜRK DÜŞÜNÜRÜ
Mevlüt KACAROĞLU
İSA BACANAK
3 Şubat 2008 Pazar Kategori Şiir 0

İSA BACANAK

Beş aralık akşamı kara haber geldi
İsa bacanak yok artık onu kaybettik
Ne kara habermiş bağrımızı deldi
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

İsa bacanak çok iyi niyetliydi
Hem iyi niyetli hem çok iyiydi
Anlayamadık bu neyin neyiydi
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Kötü diyen varsa çıksın söylesin
Kaybettik onu Allah rahmet eylesin
Geride kalanlar bilmem ki neylesin
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Boylu boyunca uzanmış İsa bacanak
Torbayı açtık, tabi ki yıkanacak
Dışarı çıktık yürek kalmadı dayanacak
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Ölünceye kadar çekeceğiz derdi
Başka yoktu belindeydi tüm derdi
Hakkın rahmetine çok erken erdi
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Bir benden yaksa ikinciyi yakmazdı
Bilenler bilir üçe beşe bakmazdı
Böyle olacağını bilse yola çıkmazdı
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Kestirdi sudan insanın ayağını elini
Soldurdu ikizlerin gonca gülünü
Allah kahretsin şu dokuzun belini
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Yanıma ilk gelen oydu Manavgata
Bakışı farklıydı bağlıydı hayata
Ellerimizle koyduk onu tabuta
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Ne kamyonmuş öksüz koydu iki tane ocağı
Teselli buya sağ olsaydı da olmasaydı bacağı
Takdir’i İlahi böyleymiş buymuş olacağı
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Bana teselli lazım ben kimi teselli edeyim
Nuskum tutuldu hangisine ne diyeyim
Bizimki bizden gitti teselliyi ne edeyim
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Ana, baba, evlat, kardeş ve eş acısı
Bunlar dünyanın en büyük beş acısı
Ama bu daha büyüğü bu genç acısı
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Boynumuzu bir yana yıktı da gitti
Göz yaşları sele döndü aktı da gitti
Hepimizin yüreğini yaktı da gitti
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Seni sevenlerin hepsi ordaydı bacanak
Gözümüz kan ağladı yüreğimiz dardaydı bacanak
Çocuklar soruyor babamız nerdeydi bacanak
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Bana sorun nasıl olur genç acısı
Otuz yaşında gitti bacanağıyın bacısı
Sen ikincisin yüreğimin en büyük acısı
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Kalk gelde bir gör annen ile babanı
Kerziban bacın ile Fatma ablanı
Nasıl bırakıp gittin o can Şeyma’nı
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Yoluna koyduğun işinde kaldı bacanak
Ortağın Adil kardeşinde kaldı bacanak
İkizlerin kaldı eşinde kaldı bacanak
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Bu dünyada bu kadarmış ekmeğin yiyecek
Seninle gelmek isteyenler var, gelemiyecek
Biliyorum, ömür boyu bu acı dinmeyecek
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Bu acıyı başına gelenler çekti bacanak
Sevenleriyin hepsi birden çöktü bacanak
Muhabbetimiz yeniydi bitmeyecekti bacanak
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

Mevlüt bacanağın seni hep yazacak
Sağ olanlar ölenlere mezar kazacak
İlahi hükümdür bu var mı bozacak
İsa bacanak yok artık, onu kaybettik

İSA BACANAĞIN ANISINA
MEVLÜT KACAROĞLU TARAFINDAN KALEME ALINDI
EMMOĞLU
3 Şubat 2008 Pazar Kategori Şiir 0
SÖZÜM VAR EMMOĞLU

Dinleyin size Manavgatı keseyim
Evimin üstünde üzüm var emmoğlu
Size ne kadar yazarsam yazayım
Söylenecek bir çok sözüm var emmoğlu

Belki gurbet ellerin de öleceğim
Kaderde gülmek varsa burada güleceğim
Siz bana gelmeseniz ben size geleceğim
Dermansız olsa da dizim var emmoğlu

Telefonu boş ver mektup atsanız
Borcum çıkar belki hesap tutsanız
Ben sizi unutmam siz beni unutsanız
Sizin için yaş dökecek gözüm var emmoğlu

Yazdıkca içim doldu taşacak
Her fırsatta Mevlüt size koşacak
Kolum uzun değil ki size ulaşacak
Rüzgarla gönderecek sözüm var emmoğlu

Bu dünyadan geri gelmiyor giden
Sılayı özledi hem can, hem de beden
Bu ayrılık bu hasretlik bilmem neden
Sol yanımda ince ince sızım var emmoğlu

Kacaroğluyum kimseye boyun bükemem
Çok gurbetlik çektim dahasını çekemem
Yadellere sırrım açıp derdimi dökemem
Derdimi dökecek kırık sazım var emmoğlu


Mevlüt KACAROĞLU
Geleceğim Ketenli Şiir’i
5 Aralık 2007 Çarşamba Kategori Şiir 2
GELECEĞİM KETENLİ

Ey Ketenli ben sana
Ayva çiçek açtığında geleceğim
Alafalak yavruları çıkınca
Daldan dala uçtuğunda geleceğim

Kışın başkasın neşelisin yazları
Cıvıl, cıvıl gelinleri kızları
Susuz dağlarında keklik palazları
Kanatlanıp uçtuğunda geleceğim

Harmanında bekler idik yelleri
Çok dolaştık gezdik gurbet elleri
Bahar yağmuruyla coşan selleri
Civaslara taştığında geleceğim

Orta yaşlı oldu bizim kuşaklar
Sevdam Ketenli’dir benim uşaklar
Gizli, gizli sevda çeken aşıklar
Mevlüt gibi coştuğunda geleceğim

Ketenli her yerinde ben varım
Senin için, benim ah ile zarım
Kış bitip de gelince baharın
Tüm çiçekler açtığında geleceğim

Ben Ketenli’liyim diyenler
Ketenli’nin kıymetini bilenler
Mevlüt Kacaroğlu’nu sevenler
Bana doğru koştuğunda geleceğim


Tarih:02.07.2005
Saat:24:29
Ünsüz Türk Düşünürü
Ozan Mevlüt KACAROĞLU
Ketenli’yi Bana Verin
4 Aralık 2007 Salı Kategori Şiir 2



DÜNYA SİZİN OLSUN

Bu dünyaya Meyleden insanlar
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin
En sevdiğim insanlar burada yaşasınlar
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin

Çamur ile taştır evlerinin yapısı
Sizin olsun senedi, küreği, tapısı
Benim aradığım üç beş dostun kapısı
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin

Ulu örenden çıkıp bel başından aşmak için
Bedir ışığı geçince güdeli dolaşmak için
Kör kuruş hakkı olanlarla helâllaşmak için
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin
Anam burada yatıyor, babamda burada
Herkes burada yatıyor, soyum burada
Orta yaş gurubundayız, biz varız sırada
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin
Ketenliyi ayrıldığım günden beri özledim
Seksen ikiye kadar geçen günleri özledim
Soğan ekmek yediğim yerleri özledim
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin
Bu dünyada ilk nefes aldığım yer orası
Unutursam bilmem bana ne der orası
Mevlüdün gönül yarası aldığı yer orası
Dünya sizin olsun Ketenliyi bana verin
Mevlüt KACAROĞLU

, images, video, widgets, etc...

aslanbiq


aslanbiq

nas


ey nas ey insanlar
bu manada ayni
hitapta farklı
kitapta kIymetli.
eY insanlar bak şu nidaya.
hitap haktan gelmiş
nas bilmiş. kalp tatdik etmiş.
ey kıymetli olan yaratılmış
ey değerli olan mahluk.
sen ulu makamdan gönderildin
takdir ve tasdik edildin.
akıLda mana canlanır.
insanlar yaradılmışın
vede yaradılışın şanıdır.
ey nas bir can ise ey insanlar
tüm yaradılış kitabı gibi
nida ve ihyanın baş tacı
kainatın ilacı ey nas
sana nasipmiş emanet
kutsi varlık hak peygamber
çağları kitap yapıp gelen
insanlar.
ey nas ey insanlar.
denmiyor ey naslar
alemde işte gerçek inançlar
yerinde oynar taşlar
iy insanlar

iblis işi

İBLİS İŞİ


DOĞDUNMU YA .!
UYUTMAZ SENİ
RAHAT KOMAZ
İZAN DUYMAZ.
ÇİLELERİ ÇIĞLIKTIR,,
ŞU KÖTÜ İBLİS SENİ.
YAVRUM KUZUM BEBEĞİM.
SENİN İÇİN
ATAR ANA YÜREĞİN
ALLAHTAN İYİ
OLMANI DİLERİM.
HAYIRLARA VESİLE AMMA
İBLİS ŞASIRTIR SENİ.

HEP UMUTLARLA KUNDAĞA SARAN
AĞLAMA NİNNİ BENİM KARAM
GÜNDE BİNKERE ÇARE ARAN
ÇARENİ UNUTTURUR İPLİS
GÖGÜS KAFESİNİ ŞIKIŞTIRIR DURUR.
TAM GECE UYKUDA
BİR FERYAT DUYULUR
İNGA İNGA..
İŞTE İPLİS BIŞMU DURUR.
ANAM DİYE HEP ÖZLERİM
UZAKLARA DALAR GÖZLERİN
HEP DUA VE DİLEK SÖZLERİN
SENİ DE UYUTURMU ? İPLİS.
MEZARA KADAR ŞAVAŞ KÖTÜ
GİDİŞ ..
KARŞINA ÇIKAR VİCDANSIZ
HER YERDE HER SİSTE,
SENİ ESİR ALIR HER YOLA GİDİŞTE
MEVLA NEDEN SENİ LANETLEDİ YA
İNSANA DÜŞMAN
YAVRUYA MUSALLAT.
SİNELERE GİRMİŞ İŞTE BU
EN BÜYÜK DÜŞMAN...YA
...

title

 
En son eklediğim şiir
YUKARI ÇAĞLAR YAYLASI

YUKARI ÇAĞLAR YAYLASI

KUZEYİ BALGUSAN,GÜNEYİ ERMENEK
ORMANI YOK AĞACI SEYREK
YÜKSEK KAYALARI KUŞLARA DÜNEKK
BİR BAŞKA GÜZELDİR Şİ BİZİM YAYLA


SABAHLEYİN PİŞER BULĞUR ÇORBASI
SOĞUKTUR SUYU SERİN HAVASI
KAYABAŞI ÇİLLANGİCİN OVASI
BİR BAŞKA GÜZELDİR Şİ BİZİM YAYLA

ALIÇİNİ TAŞHARMANIN ARKASI
OTLU OLUR TALVAR ARDIÇ ARASI
ÇİÇEK KOKAR KIRLARIYLA OVASI
BİR BAŞKA GÜZELDİR Şİ BİZİM YAYLA

HOMBULUN ÇAYIRDA OTLAR KUZULAR
KÖRELLEZDE TAVŞAN KOVALAR TAZILAR
AŞIKLARIN YÜREKLERİ SIZILAR


devamı ..
 yorum (3)






Hakkımda
mastafatesli
mastafatesli

• Anasayfa

• Profilim

• Foto Albümüm

• Şiirlerim
• Resimli Şiirlerim
• Sesli Şiirlerim
• Yazılarım
• Öykülerim

• Ziyaretçi Defterim


Son Şiirlerim
• YUKARI ÇAĞLAR YAYLAS..
• SEYDİSEHİRİ TANIYALI..

Son Yazılarım

Son Öykülerim

İstatistik
Hit
:
2




Edebiyat Defteri ( Şairler Topluluğu )
 

Haberler Fıkra Dünyası

...

Welcome

Recent Forum Posts

by aslan 8 months ago
by aslan 8 months ago