www.seydisehirbiz.webs.com

Seydisehir ve guzellerin guzeli Torslarin eteginde bir kuglu Baharin cosar tatli suyu Yamaclarindan

title

 

İşte Erdoğan'ın o açıklamaları;


Toros daglari ve kupe dagi

KİGEM Avukatları Özelleştirilen Alüminyum fabrikasının hukuki sürecini çalışanlara bilgi vererek değerlendirmelerde bulundular

 
  

Kızılay Düğün salonunda beş yüz  işçinin katıldığı toplantıda avukatlar bundan sonra izlenecek yol hakkında açıklamalar yaptı


Özelleştirme  işleminin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından Özelleştirme zeminin ortadan kalktığını  belirten avukatlar Ali Altay ve Nimet Hanım Doğan satıştan önceki duruma dönülmüştür.Bu nedenle Fabrika devletteyken çalışan işçi ve memur personelinin özlük hakanların geri almanın mümkün görüldüğünü düşünüyoruz dediler.



Avukatlar ayrıca satış iptal kararı ve Ankara dördüncü Ticaret Asliye mahkemesinin kararlarından sonra Özelleştirme dairesinin Fabrikayı almak için somut adım atmadığı ve kendilerini bilgilendirmediğinden dolayı Danıştay a  zimmi red davası açacaklarını belirttiler.



Vekalet veren işçiler adına hazırlıklarını tamamladıklarını belirten avukatlar davalıların özel durumlarına göre geriye dönük haklarını almak amacı ile davalarında açılma aşamasına geldiklerini sözlerine eklediler.


Mahkeme kararlarının bugüne kadar uygulanmaması ve Eti Aş. nin geriye dönüp dönmeyeceğine ilişkin soru üzerine Avukatlar Anayasanın 138. maddesinde  “mahkeme kararları gecikmeksizin uygulanır.” İbaresinin olduğunu  uygulanmamasının hukukla bağdaşır bir  yönünün olamayacağını söyledi.



Av Ali ‘’Danıştay’ın kararında ihale işlemlerinden  Özelleştirme,Özelleştirme komisyonu,ve ihale süreci topluca iptal edildi çalışanların sözleşmelerinin fes edilmelerinin özel hukuk işlemi değil,idari işlemleri iptal edildi  ve bu kararla çalışanların sözleşmelerini fes eden temel işlemler ortadan kalkmıştır iş yerlerinize dönmenizde bir engel yoktur geçmişte bunların örnekleri yaşandı  Şu ana kadar verilen kararlara uymayan bakanlar kurulu,idare ve alıcı firma  çalışanların hak aramalarını anayasamıza göre tehlikeye düşürerek suç işlemektedirler bu da  eskiye göre idamla bugünkü yasaya göre ağır hapis istemiyle yargılanırlar’’dedi

 

 Kalbi...Dili...Beyni.....Eylem......Yasam.......Kurulucak .....Mizan...Sorgu....Bunladan....

ENERJİ VE ÇEVRENİN BAĞRINA SAPLANAN YENİ BİR KAZIK: SUGÖZÜ TERMİK SANTRALI

BASIN AÇIKLAMASI

 
Yumurtalık İlçesi'nin Sugözü Köyü'nde "Sugözü Termik Santralı" adı ile toplam kurulu gücü 2 x 605 toplam 1210 MW'lık, ithal kömür yakıtla çalışacak ve Yİ modeli ile işletilecek olan termik santralın dün açılışı yapıldı. Açılışı Başbakan Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder tarafından yapılan santralı protesto eden TMMOB Odaları, DKÖ ve siyasi parti temsilcileri ise dövülerek gözaltına alındı. Kamu yararını ve çevreyi korumak dışında bir amacı olmayan ve demokratik haklarını kullanan insanlara karşı gösterilen bu tavrı kınıyoruz.
 

Akdeniz Bölgesi'nin doğusunda, bölgemizin en güzel denizine ve dalyanına sahip Yumurtalık İlçesi sınırları içerisindeki Sugözü Termik Santralı'nın temeli, 4 Kasım 2000 tarihinde, dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz tarafından atılmıştır.

Söz konusu termik santral, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre Ankara'da kurulmuş olan İSKEN adlı bir firma tarafından işletilecektir. Bu firmanın en büyük hissedarı bir Alman şirketi olan STEAG AG.'dir.

Zehirli gaz ve kül yağmuru santralı
Sugözü Termik Santralı'nda kullanımı öngörülmüş ve Kolombiya'dan ithal edilecek olan kömürün kalitesi, kükürt oranı, kül oranı ve karbon oranı verilerle net bir şekilde belirlenmeden, kamuoyundan adeta saklanmaktadır.

Santralın işletmeye geçmesinden sonra stok sahasında, bu tür santrallarde teknik zorunluluk arz eden en az 60 günlük kömür ( bu yaklaşık 55.000 ton etmektedir) stoklanacaktır. Stoklama ve üretim sürecine dahil edilme esnasındaki karıştırma işlemleri sırasında kömür tozlarının çevreye ve doğaya vereceği zararların ve doğuracağı tehlikelerin yanı sıra, bu santralda saatte 450 ton kömür yakılacak olması sırasında havaya karışacak olan zehirleyici gaz, kimyasal maddeler ve atıkların insan, canlı, tarımsal alanlar ve ürünlere yapacağı etkileri düşünmek bile çok ürkütücüdür.

Santralın işletimi sırasında saatte ortalama 60 ton civarında kül oluşacak ve yine baca gazlarının desülfürizasyonu sırasında, desülfürizasyon ünitesinde saatte yaklaşık olarak 20 ton alçı taşı yapısında bir yan ürün oluşacaktır. Çimento fabrikalarına satılacağı söylenen bu kadar büyük miktarlardaki külün satışı asla mümkün değildir. Kül, çimento sanayiinde katkı maddesi olarak ve %12-15 oranlarında kullanılmaktadır. Bu kadar külün satılması halinde bile geriye kalacak kül dağları, rüzgarın etkin ve yoğun olduğu bu bölgede korunamayacak yok edilemeyecek ve sonuçta yaşam örtüsünü yok edecektir.

Ekolojik denge ve çevreye etkisi üstü kapalı ifadelerle ve öngörülerle geçiştirilmiştir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü uzman heyetinin görüşlerine göre santralın kurulacağı bölgenin büyük bir kısmı II. sınıf tarım arazisidir ve bölgeye sanayi kuruluşu yapılamayacağı belirtilmiştir.

Termik santralların işletim teknolojileri gereği kullanılacak olan soğutma suları, deniz suyu kullanılarak sağlanacak ve daha sonra bu sular tekrar denize verilecektir. Yetkililer, bu işlem sonucunda deniz suyunun birkaç derece ısınmasının doğal olarak mevcut ekolojik dengeyi de bozacağına ilişkin gerçekten de bahsetmemektedirler.

Bu santralın planlaması ve yer seçimi yanlıştır!
· 1210 MW büyüklüğündeki Sugözü Termik Santralı'nın çevreye vereceği zararlar açıkça ortada iken, neden proje aşamasında gerekli ön hazırlıklar ve koordinasyon sağlanmadan, ilgili meslek odalarının, teknik ve bilimsel çalışmalar yapan kuruluşların görüşleri alınmadan, bir anda yapım izni verilmiştir.

· Neden Yumurtalık gibi denizi, dalyanı, tarihi ve doğası bu kadar iyi korunmuş, Dörtyol, Erzin gibi üreticisine büyük çapta gelir getiren ve Çukurova bölgesinin narenciye deposu olarak adlandırılan bu yöre seçilmiştir?

· Bu santralın, Kolombiya'da yaptığı bir termik santral için alacağı para karşılığı verilen son derece kalitesiz ithal kömürü kullanacak olan, STEAG AG. tarafından işletilmesi gerekli miydi?

· Neden kendi emisyon hacmini azaltmaya çalışan Almanya'nın Türkiye'ye kirli kömür tekniği satmasına izin verilmiştir? Bugünkü yasalara uygun olmayan bu santral neyin bedelidir?

· Neden ulusal enerji kaynaklarımızdan olan ve ülkemizde yeterince bulunan kömür ve linyitlerimize dayalı termik santraller planlanıp kurulmamaktadır?

· Neden, neredeyse bu santralın yarısı büyüklüğünde olan, her biri 210 MW'lık üç üniteden oluşan toplam 630 MW'lık kurulu gücü bulunan Yatağan Termik Santralı'nın yarattığı çevresel etkiler bir anda unutuluyor? Neden sözkonusu santralın işletimi sırasında çevreye yayılan zehirli gazlar ve havadaki kükürt dioksit oranının, yanlış yer seçimi nedeniyle, müsaade edilebilir değer olan 700 mgram/m3'ün neredeyse 2 katına ulaşması nedeni ile 2001 yılında birkaç kez üretiminin durdurulduğu, insanlarının sokağa çıkmamaları konusunda belediye, hoparlörleri ile uyarıldığı, yöre halkının toplu ölüm paniği yaşadığı unutularak aynı hatalar geriye dönüşü olmayacak şekilde tekrarlanmaktadır?

Dışarıya aktarılan kaynak
Değişik dünya ülkelerinden veya kuruluşlarından ödünler vererek, diyetler ödeyerek alınan dış borçlar bilinirken, yanlış enerji politikaları, yanlış planlama ve yanlış yönetim yöntemleri, bunlara ek olarak ülkemizin ekonomik bunalım yaşamakta olduğu bu evrede, sadece Sugözü Termik Santralı'na devlet yılda yaklaşık 500 milyon ABD doları aktarmak zorunda kalacaktır.

Hidrolik santrallarımızın tam kapasiteyle çalışması mümkünken, geçmiş yıllarda yapılan alım garantileri nedeniyle çok daha ucuza enerji üreten yerli termik ve hidroelektrik santrallarımızın kapasiteleri düşürülmektedir.

Çevre-enerji-insan-ekonomi zararlısı bu santral, bağrımıza saplanan yeni bir kazık olarak sorumluları için hayırlı olsun.

Elektrik Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
25 Şubat 2004

 ÇEVRE VE SAĞLIK
[32 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Yok]
 AKIŞKAN ATAKLI TERMİK SANTRALLER

[95 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Var]

 ASİT AĞMURLARI
[7 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Yok]

 ASİT AĞMURLARI
[3 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Yok]

 ASİT YAĞIŞLARI
[9 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Var]

 ASİT YAĞMURLARI VE ÇEVREYE ETKİSİ
[14 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Yok]

 ASİT YAĞMURLARI VE ÇEVREYE ETKİSİ
[14 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Var]

 ASİT YAĞMURLARI VE ÇEVREYE ETKİSİ
[14 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Var]

 ASİT YAĞMURLARININ OLUŞUMU VE TOPRAK YAPISINA ETKİLERİ
[14 Sayfa, Türkçe , Kaynakça : Var]

 
 

title


Lanetli yahudi çıfıtlarının Müslüman Filistin Halkına karşı Gazze de başlattığı soykırım operasyonu hızla devam ediyor.....*Bu açıdan Gazze ve Filistin'e karşı duyarsız kalan tüm işbirlikçi Hükümetler hem bölgemizde hem de dünya genelinde çöküşe sürüklendiği gibi akıtılan mazlum Filistin kanlarında da boğulacaklarıdır....800 kişi şehid edildi ! hemde Allah'ın Laneti ile lanetlenmiş Yahudiler tarafından...Bu gün Hamas önderliğinde girişilen savaş ve Filistin davasının savunulması demek ANADOLU nun savunulması demektir.....Savaş devam ediyor bunu unutmamak ve yaşadığımız her alana yaymak zorundayız...Bununla müklelefiz.....Buna memuruz!




BM'nin şok raporu: 4 Ocak'ta İsrail, operasyon yapacağını söyleyip 110 Filistinli'yi sözde güvenli bir evde topladı

Ancak ertesi gün ev vuruldu, 30 kişi öldü. Trajediye, İsrail'in kente yardım girmesini engellemesi de eklendi.

Kızılhaç, 4 gün sonra kente girdi. Tablo korkunçtu. Annelerinin cesedi yanında 4 çocuk aç-susuz bitkin yatıyordu.

İsrail, saldırının ardından sağlık ekiplerinin bölgeye girmesine, yaralılara müdahale etmesine de günlerce izin vermedi.

Kızılhaç görevliSİ: “Sağ olan var mı diye bağırmaya başladık. Çocuk sesleri duyduk. Kapıyı kırarak içeri girdik. annelerinin cansız bedeni başında oturan 4 küçük çocuk bulduk. Çocuklar yaralıydı. Kendi başlarına ayakta duramayacak kadar güçsüz düşmüşlerdi. Anneleri 5 aylık hamileydi ve ölmüştü.”

Soruşturma açılsın

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, eve düzenlenen saldırının, savaş suçu sayılabileceğini söyleyerek, bağımsız bir soruşturma açılması talebinde bulundu.

4 gün boyunca aç susuz kalan çocuklardan biri 13 yaşındaki Ahmed Samouni’ydi. kolundan ve göğsünden yaralanan Ahmed, bu süre zarfında küçük kardeşlerini hayatta tutmak için uğraş verdi.

Kardeşlerim için su bulmaya çalışıyordum

Ahmed, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Yaramı sarmıştım. Tank ve uçaklardan saklanarak kardeşlerim için su bulmaya çalışıyordum. Komşularımıza gidiyordum. Bir bidon su buldum. kardeşlerime bunu içirdim. Ekmek yoktu. Yiyecek hiçbir şey yoktu. Bayılıncaya kadar ekmek ve su aradım.”

Annelerinin öldüğünü ilk fark eden ise Ahmed’in 11 yaşındaki kardeşi Yakup Samouni oldu.

Annemin öldüğünü gördüm
Yakup şunları söyledi: “Annemi kontrole gittim. Öldüğünü gördüm. Yanında kardeşlerim vardı. Büyük abim Muhammed de ölmüştü. Annemin karnındaki 5 aylık kardeşim de ölmüştü.”



VE ; Filistinli yetkililerden bir açıklamayı sizlere sunuyoruz.....


İşte açıklama:
Aralık 2008'den bu yana hız kesmeden devam eden İsrail saldırıları sonrasında, 800 Filistin vatandaşının şehid olduğu açıklandı.Filistinli hastane kaynakları, İsrail'in 27 Aralık 2008'den bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında en az 800 kişinin şehid olduğu belirtti.

Gazze'deki acil servis yetkilileri, İsrail saldırılarında şehid sayısı en az 800 olarak açıkladı.
Yetkililer, aynı dönemde yaralı sayısını 3 bin 300 olarak bildirdi.

Welcome

Recent Forum Posts

by aslan 8 months ago
by aslan 8 months ago